28 Days Later, İngiltere’de kontrolden çıkan “rage” virüsünün ardından uygarlığın ne kadar kırılgan olduğunu hipnotik bir kabus tonunda gösteren, modern korkunun dönüm noktası. Laboratuvar kaynaklı bir sızıntının tetiklediği çöküş, ıssız Londra sokaklarında gözlerini açan bir yabancının perspektifinden ilerler; sessizlik aniden şiddete, umut birkaç nefeste paranoyaya dönüşür. Zombiyi andıran ama bütünüyle canlı ve hızlı “enfekte” figürleriyle dehşeti ivmelendirirken, asıl gerilimi hayatta kalma etiği, güven ve güç ilişkilerinde kurar. Dijital, kasvetli görüntüler ve John Murphy’nin nabız tırmandıran müzikleri her köşeyi tehditkâr kılar. 28 Days Later, bir virüs hikâyesinden çok, içimizdeki öfkenin bulaşıcılığına dair sarsıcı bir yüzleşme.