Frankenstein, Guillermo del Toro’nun yedi yaşından beri kurduğu düşü nihayet perdeye taşıdığı, gotik dehşetle şefkati aynı potada eriten bir yaratım öyküsü. Mary Shelley’nin iskeletini korurken, etini del Toro’nun melankolik masal diliyle örüyor; taş ve dikiş izleri kadar yalnızlık da bu bedenin parçası. Oscar Isaac, bilimin sınırlarını zorlayan Victor’un hırsını zekâ ve suçlulukla katmanlandırırken; Jacob Elordi’nin Yaratık’ı, korku ile merhamet arasında salınan, bakışıyla konuşan bir trajedi figürü. Sislere gömülü laboratuvarlar, mum ışığıyla soluyan kadrajlar ve yankılı ses tasarımı… Film, yaratma arzusu ile sorumluluk, baba-oğul bağı ve ötekilik üzerine yakıcı sorular soruyor; cevabı kükremede değil, fısıltıda arıyor.
Frankenstein, Guillermo del Toro’nun yedi yaşından beri kurduğu düşü nihayet perdeye taşıdığı, gotik dehşetle şefkati aynı potada eriten bir yaratım öyküsü.Mary Shelley’nin iskeletini korurken, etini del Toro’nun melankolik masal diliyle örüyor; taş ve dikiş izleri kadar yalnızlık da bu bedenin parçası.
Oscar Isaac, bilimin sınırlarını zorlayan Victor’un hırsını zekâ ve suçlulukla katmanlandırırken; Jacob Elordi’nin Yaratık’ı, korku ile merhamet arasında salınan, bakışıyla konuşan bir trajedi figürü.Sislere gömülü laboratuvarlar, mum ışığıyla soluyan kadrajlar ve yankılı ses tasarımı… Film, yaratma arzusu ile sorumluluk, baba-oğul bağı ve ötekilik üzerine yakıcı sorular soruyor; cevabı kükremede değil, fısıltıda arıyor.
fatihdizipal
Yorumlarınızı saygı çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.